Senin dilini konuşan birini gördüğünde kaç!
Başına gelecek bir kötülük varsa bu %90 kendi insanından gelir.
Bugün öğrendiğim bir şey varsa o da ne kadar karaktersiz bir insan olduğundur.
Yapılanın ‘nerdeyse fuhuş’ olduğunu bildiğin halde laf etmekten çekinip özgürlükten söz edebiliyorsan, aksini yapanların da ahlaklı olma özgürlüğünü savunmalısın ki fikrin tutarlı kabul edilebilsin.
Atatürkçü olmak Akp’li olmak da insanların iradeleri dahilindeki seçimlerdir. Yargılamak senin kıt zekanla altından kalkabileceğin bir şey değil, kaldı ki yorum yapmak sana düşmez.
Atatürkçü değilim ama emin ol Atatürkçülüğün anlamını senden daha iyi biliyorum. Akp’li değilim ama bunu kıçımı yırta yırta haykırma ihtiyacı da duymuyorum.
Beni tanımıyorsun. Sadece bana bakıyorsun ve yetersiz zekanla bir şeyler kurguluyorsun ama bu kurgunun sana ne derece girdiği inan hiç umrumda değil.
Yine de gerekirse sana da yargılarına da kafam girsin.
Ben evimi özledim..
Annemin yemeklerini, babamla film izlemeyi, aşkımın aşkım deyişini, Rüm’ün hiç pas vermeyişini..
Babaannemin turşusunu, aşuresini..
Anneannemin kendinden başka herkesi düşünmesini..
İsmail Bera’nın çenesini..
Kitaplarımı,
toz alırken beni delirten kapı oymalarını..
Güneşin güne salonda başlayıp odamda son vermesini..
Ben evimi özledim e-vi-mi!
Herkesin ortak sorusu şu; İtalyanlar nasıl insanlar? Yolda gördükleri -tanıdık tanımadık- herkese ciao demeleri onları sevecen ve sempatik gösterse de ben az önce temizlik yaptım o yüzden sövmeden edemeyeceğim. Temizlik hijyen gibi konulardan bihaberler. Daha doğrusu bunu sağlayacak ortamı hazırlama konusunda çok zayıflar. Adamlar bir banyo yapmışlar, yemin ediyorum bizim insanımızın bir gecede kondurduğu o ev bundan daha iyidir. Bizim dairenin müteahhidi atık sular gitsin diye oraya bir delik yapmış sağolsun ama üstünü de sımsıkı kapamayı ihmal etmemiş. Eğimi de kapıya doğru yapmış ki sular oradan çıkıp koridorda kendi yollarını bulsunlar. (Hayır eşik filan bilmez İtalyanlar.) Çözüm; zorladım, az da olsa yamulttum o kapağı. Suların ‘yokuş yukarı’ gitmeleri içinse biraz teşvik gerekiyor.
Roma Termini’de iki interrailci çatlakla tanıştık. Burda bir arkadaşlarının evinde kalmışlar. Kız olan duştayken ev sahibi gelmiş. Sinirli sinirli kapıyı yumruklamaya başlamış. Dilinden de anlamadıklarından sebebi konusunda pek bir fikirleri yok. Ama kız olayın devamını şöyle anlattı.
“Tuvaleti kullanmak istediğini düşündüm. Kapıyı açtım ‘geç, benim için sorun yok’ dedim.”
Şimdi adam yanındayken duş almanın onun için sorun olmaması mı yoksa adamın o yanındayken tuvaletini yapmak isteyebileceğini düşünmüş olması mı daha acınası karar verebilmiş değilim.
Yusuf’u tanıdık tanımadık herkese ciao demekten alamıyoruz.
Hüm: yeter yahu.
Yusuf: selam vermek sünnettir ya.
Hüm: Allah’ın selamı olunca evet de bu ne böyle?
Ahmet: aranızda ciao’yu yayınız!
Daha geleli bir kaç saat olmuş. Roma Termini’de gece 11de kalkacak olan trenimizi bekliyoruz. Hepimiz bi sebeple gece uyumamışız. Yorgunuz, açız. Bir markete giriyoruz. Ahmet kasiyerle konuşuyor: ”Can i take poşet?”